23*

Bir yılda ne çok değişiyor. Bir yaşta. Bir anda. Mesela 17. yaşımda iliklerime kadar özgürdüm. 20. yaşımda büyüdüğümü hissetmiştim aniden. 22. yaşım hayatın gerçeklerini birer birer çarptı yüzüme. Daha önce hiçbir yaşımda bu kadar zorlanmamıştım. Hiçbir yaşımda bu kadar ağlamamıştım. Hiçbir yaşımda bu kadar insan çıkmamıştı hayatımdan. Hiç bu kadar yorulmamıştım ve gelecek kaygısına düşmemiştim.… Okumaya devam et 23*

sabah, kitap, kedi ve kahve*

Merhaba, günaydın herkese. Nisanın son günlerinden yazıyorum, güneşli ama serin bir pazar sabahından. Erkenden uyandım, evin bütün pencerelerini ardına kadar açtım, kocaman bir kupa dolusu kahve yaptım, kitabımı kucağıma aldım. Mathilda pencereden dışarıyı izliyor, gelip geçen kuşlara ve kelebeklere miyavlıyor, sonra yoruluyor gidip mama yiyor ve tekrar pencerenin önündeki yerini alıyor. Şuraya Matişimin pencere aşkını… Okumaya devam et sabah, kitap, kedi ve kahve*

what doesn’t kill you makes you stronger*

Bugün İzmir’de hava kapalı, iki gündür yağmur yağıyor. Pencereden dışarı baktığımda dağların sislerle çevrili olduğunu görüyorum şu an. Mathilda çöpü karıştırmaya çalışıyor. Ben bu iki günde -Salı günü sınavım olmasına rağmen- hiçbir şey yapmadım. Nietzsche okuması dışında. Kulaktan dolma bilgiler dışında, gerçekten Nietzsche ne düşünüyordu? Böyle Buyurdu Zerdüşt’ü okuduğumda hiçbir şey anlamamıştım ama bu iki… Okumaya devam et what doesn’t kill you makes you stronger*

uzun bir aradan sonra.

Merhaba herkese. Uzun zamandır yoktum buralarda çünkü canım istemedi. Şu an nedense yazasım geldi çünkü yeni bir grup keşfettim, Timmies. Dinleyince kendimi burada buldum. İşte parmaklarım burada, geziniyor klavyenin üstünde. Güneşli bir İzmir sabahından yazıyorum. Az önce spor yaptım ve güzel bir duş aldım. Birazdan Ökaryot Moleküler Genetiği ve Moleküler Biyoloji çalışacağım. Penceremin kenarında sabırla… Okumaya devam et uzun bir aradan sonra.

Israrla, Tekrar, Yine, Yeniden

Ardında bıraktığın her ayak izinden sorumlusun. Hesabını sorarlar sana, bana, hayat verdiğin fesleğene, büyüttüğün kediye, gözyaşlarını akıttığın yastığa. Yastığa. Gözyaşlarını. Akıttığın. Bir diken gibi, kaktüsün dikenleri gibi, sinsi ve ince, sinsice saplanır göğsüne üzerini ince bir toprakla örttüğün, belki de örttükleri, gerçekler. Kaçış yok. Zihnin dört duvar, aşılmaz, uzun, uzun, uzun parmaklıklar sanki her bir… Okumaya devam et Israrla, Tekrar, Yine, Yeniden

gökyüzü hâlâ güzel*

Bu yazıyı uzun zamandır kafamda tasarlıyordum ama yine erteledim, cesaret edemedim, düşünmemeyi seçtim, uyudum, yedim, içtim, gezdim, yeni insanlar tanıdım, güzel parçalar dinledim, fotoğraflar çektim, heyecanlandım, huzursuzlandım, sevindim, üzüldüm. İçimde büyük bir huzursuzluk var. Her şey mevcut ama yerleri değişmiş sanki. Kitaplığınızı yabancı birinin düzenlemesi gibi sanki. Evet, tam olarak bu. Planladığım gibi olmadı bu… Okumaya devam et gökyüzü hâlâ güzel*

Bu seneden neler öğrendim?

2 gün önce son finalime de girerek bu dönemi resmen kapatmış oldum. Final haftası beni bir hayli zorladı, hele de final haftası laboratuvar raporu yazmak… Bazı sınavlarım güzel geçti, bazıları kötü. Açıklanınca göreceğiz. Zaten öyle kafaya takan biri değilim, her şey olacağına varır, illaki düzelir. Yaz okulunda bir tane ders alıp bölümden bir hocanın yanında… Okumaya devam et Bu seneden neler öğrendim?