Bu seneden neler öğrendim?

2 gün önce son finalime de girerek bu dönemi resmen kapatmış oldum. Final haftası beni bir hayli zorladı, hele de final haftası laboratuvar raporu yazmak… Bazı sınavlarım güzel geçti, bazıları kötü. Açıklanınca göreceğiz. Zaten öyle kafaya takan biri değilim, her şey olacağına varır, illaki düzelir. Yaz okulunda bir tane ders alıp bölümden bir hocanın yanında… Okumaya devam et Bu seneden neler öğrendim?

22.

Başım ağrıyor. Gece uyurken, sabah uyandığımda, ders çalışırken, müzik dinlerken, düşünürken… Sürekli başım ağrıyor. Denemediğim ağrı kesici kalmadı. Sanırım stres kaynaklı. Hayatımda hiç bu kadar stresli bir dönem geçirmemiştim hem dersler hem de insanlarla ilişkilerim hakkında. Başım ağrıyor, gözlerimi zor açıyorum, burun direğim sızlıyor. Yarın doğum günüm. 22. yılımı dolduruyorum bu dünyada. 21. yaşım gerçekten… Okumaya devam et 22.

her şey bir gün son bulur*

Her hafta buraya neler yaptığımı yazacaktım ama yoğunluktan çoğu zaman nefes alacak zaman bile bulamadım. Bulduysam da bir sigara yaktım. Her şey darmadağın. Ne kadar çabalasam da istediğim başarıyı kendime gösteremiyorum ve bu konu benim bir hayli canımı sıkmaya başladı açıkçası. Çalışıyorum, didiniyorum, gerçekten uğraşıyorum ve bir türlü istediğimi elde edemiyorum. Hak ettiğimi de elde… Okumaya devam et her şey bir gün son bulur*

var olmanın dayanılmaz ağırlığı*

Blogumda biraz da kendi hayatımdan bahsetmeye karar verdim. Günlük tutmayı yaklaşık 1.5 yıl önce bıraktım ve hafiften bir boşluğa düşmedim değil, düştüm. Haftada bir gün o hafta neler yaptığımı, hangi müzikleri dinlediğimi, nelerden bunaldığımı ya da nelere sevindiğimi buraya yazacağım. Benim için de haftalık bir analiz olur hem, düşünürüm üstüne. Belki bir şeyler eklerim sonraki… Okumaya devam et var olmanın dayanılmaz ağırlığı*

*

Bir an geliyor, sırtını dayadığın duvarı yıkmışlar. Dengen yok. Her şey anlamını yitiriyor. Yere çakılsan sorun değil ama dipsiz bir boşluğa düşüyorsun, sonsuz. Ellerin uyuşuyor, miden bulanıyor, sürekli ürperiyorsun. Gece başını yastığa koyup gözlerini kapatıyorsun ve yok olmayı diliyorsun. Gittikçe ufalarak o dipsiz boşluğun içinde yok olmak.

*

Nefesim sanki dikenli bir tel, her soluk alışımda boğazım acıyor. Bir yumru oturmuş ki direği sızlayan burnuma eş değer. Adımların benden ayrı, gittiğin yollar benimkilerle kesişmiyor hiç. Varlığın güç temsili aslında. Orada olduğunu bileyim, bu bile yeter. İçine sarıldım, ki bu esaslı bir sarılmak eder. Fotoğraf: Şubat 2018 / Ankara.

yol uzun,

Uzun bir yol var önümde Arel. Dümdüz de değil üstelik. Rotası kayıp. Yürüyorum, kimi zaman koşuyorum, çoğu zaman duraklayıp bir banka çöküyorum dizlerim titrerken. Yürüyorum, yol engebeli, yerde hep çakıl taşları, dokunmak istediğim ağaçlar dikenli, koklamak istediğim çiçekler solmuş. Vazgeçmiyorum bu defa. Yol uzun, yazının önü açık, yürüyebildiğim kadar ve yazabildiğim kadar özgürüm. Ufukta bir… Okumaya devam et yol uzun,